Merkez Bankası’nın Finansal İstikrar Raporu
1- Türkiye’de ön plana çıkan kamu maliyesi sorununun, sağlanan mali disiplin ile aşılmaya başlandığı ve piyasaların işleyişi üzerindeki bozucu etkilerinin giderek azaldığı görülmektedir.
2- Bütçe açığı önemini korumakla birlikte, düşen risk primi ve faiz oranlarının etkisi ile kamu borçlanma maliyetlerinde önemli bir düşüş kaydedilmektedir.
3- Gerek dalgalı kur rejiminin uygulanmakta oluşu, gerekse süre gelen makroekonomik istikrar ile birlikte finansman olanaklarının iyileşmesi, cari işlemler açığı konusundaki endişeleri azaltmaktadır.
4- Düşük enflasyon ve yüksek büyüme ile karakterize edebilecek yeni makroekonomik koşullar altında, bankalar ileri risk analizine dayalı stratejilere yönelmeli.
5- Basel II’nin özellikle finansal sistem üzerinde yaratacağı olası etkiler göz önüne alınarak, gerek bankacılık sektörü gerekse firmaların uyuma ilişkin gerekli çalışmaları yapmaları ve kurumsal yönetim yapılarındaki iyileşmeyi sağlayacak girişim ve düzenlemeleri tamamlamaları büyük önem arz ediyor.
6- Piyasalardaki güven unsurunun artması, makroekonomik gelişmelerin olumlu seyri,mevcut ekonomi politikalarının kararlılıkla sürdürülmesi ve finansal sektörle ilgili yasal düzenlemelerin hayata geçirilecek olması, denetim ve gözetim otoritesinin bu konudaki etkin çalışmaları, finansal piyasalarda istikrarın güçlenerek devam edeceğinin bir işareti.
7- Yasalaşma süreci devam eden yeni Bankacılık Kanunu’nun uluslar arası düzenlemelere uyum sürecinde devreye girmesinin, mali piyasaların risk ölçüm ve değerlendirmelerine olumlu katkılar sağlayacağı ve piyasa disiplininin güçlenmesine olanak tanıyacağı düşünülüyor.
8- Artan kredi hacmi bankaların aracılık faaliyetlerine dönmesi açısından olumlu bir gelişme olmakla birlikte, uygun fiyatlandırma politikalarının kullanılması da önemli.
9- Faiz riski, yüksek vade uyumsuzluğu nedeniyle sektörde piyasa riskinin en önemli unsurunu oluşturmayı sürdürmektedir.
10- Bankaların asgari sermaye yükümlülüğünün oldukça üzerinde özkaynağa sahip olmaları, ilerleyen dönemlerde kredi piyasasındaki dinamizmin devam edeceğine ilişkin olumlu beklentileri güçlendirdi.
11- Taşıt ve diğer tüketici kredilerinin artış hızının önümüzdeki dönemlerde yavaşlayacağı, konut kredilerindeki artışın ise devam etmesi bekleniyor.
12- Bankalar açısından kredi riski yönetimi, gevşetilmeden sürdürülmeli.
13- Gerek sanayi üretiminde gerekse kapasite kullanım oranlarında gözlenen artışların da, yapılacak yatırım harcamalarının finansmanında kullanılmak üzere kredi talebinin artışı yönünde etki yaratabileceği düşünülmektedir.
14- Krizlerden sonra uygulamaya konulan dalgalı kur rejimi nedeniyle, kur riskinin piyasa riski içindeki payı azalma eğilimine girdi. Dolayısıyla, bankacılık sektörünün yabancı para pozisyonları dengede seyretmekte ve kur riskinden ötürü ilave sermaye yükümlülüğü bulunmamaktadır.
15- 2005 yılının ilk çeyrek dönemi sonuçlarına göre bankacılık sektörünün aktif ve özkaynak karlılıkları artış gösterdi ve sektörün düşen faiz oranlarına rağmen, net faiz marjını korumayı başardı.
16- Türk bankacılık sektörünün, maruz kaldığı kredi riski ve piyasa riski için bulundurulması gereken asgari sermaye yükümlülüğünün üzerinde özkaynağa sahip olduğu görülüyor.